"Fransa, hiç alışık olmadığı koalisyon yönetim biçimine doğru gidiyor"

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Nereye Doğru'da Cengiz Aktar'ın gündeminde The Lancet dergisinde yayınlanan Filistin ile ilgili makale, Fransa'da sonuçlanan seçim, Avrupa Parlamentosu seçimi sonrası değerlendirmeler ve giderek kötüleşen Sudan yer aldı.

""
Nereye Doğru: 10 Temmuz 2024
 

Nereye Doğru: 10 Temmuz 2024

podcast servisi: iTunes / RSS

Nereye Doğru’ya Filistin’deki katliamın boyutuyla ilgili yeni bir makale yayınlandığı haberiyle başlayan Cengiz Aktar, “Filistinli karar vericiler katledilen Filistinli sayısının verilen rakamın çok üstünde olduğunu zaten söylüyorlardı. Şimdi bu haber niteliği taşıyan makale, İngiltere’de yayınlanan, dünyanın en önemli tıp dergilerinden biri olan The Lancet dergisinde çıktı. Makalede Filistinli ölü sayısını en az 186 bin olarak veriliyor. Bu rakam, Gazze’nin nüfusunun yaklaşık %10’una tekabül ediyor. Bunlar çok önemli veriler. İsrail’in katliamının boyutu öğrenilmiş oldu. The Lancet, Filistin taraftarlığıyla suçlanacak bir dergi değil, çok itibarlı bir tıp dergisi,” dedi. Ömer Madra, ABD’nın en önemli hak savunucularından, tüketici hakları ve barış savunucusu Ralph Nader’ın çok daha önce Filistin’deki ölü sayısının söylenilenlerden çok daha yüksek çıkacağını belirtirken, Aktar, “Katliamlar daha da devam ediyor, bu iş bitmiş değil. Sanırım İsrail, Trump’ın seçilmesini bekliyor,” yorumunda bulundu ve Fransız seçimi sonrası bazı gözlemlerinden bahsedeceğini söyleyerek ikinci gündemine geçti.

Fransa’da 1958 yılından beri 5. Cumhuriyet denilen Charles de Gaulle’ün getirdiği bir sistem olan yarı başkanlık rejimi vardı. Bu seçimle birlikte 1958’de başlayan 5. Cumhuriyet dönemi fiilen bitti aslında. Çünkü inisiyatif cumhurbaşkanından tamamen çıktı ve parlamentoya geçti. Parlamentodan kim çıkarsa çıksın, nasıl bir hükümet kurulursa kurulsun Fransa’da artık parlamentonun dediği olacak. Çoğu zaman cumhurbaşkanlarının ya mutlak ya da göreceli çoğunluğu olurdu ve ona göre idare ederlerdi. Emmanuel Macron da son döneminde onu yapıyordu - çok sıkıştığında Fransa Anayasası’nın ‘49.3 kanun hükmünde kararname’ maddesini kullanıyordu, emeklilik yasasını öyle geçirmişti. Bunun sonu geldi artık. Yeniden böyle bir çoğunluk elde etmesi çok zor görünüyor. Bu iyi bir gelişme aslında. Fransa, Macron gibi çok genç, deneyimsiz cumhurbaşkanlığına denk geldiğinde krallığa dönüşüyordu. Bir şekilde bu bitti,” diyen Cengiz Aktar, Fransa seçimleriyle ilgili ikinci gözlemini şöyle anlattı, “Fransa, 1958 yılından beri devam eden 5. Cumhuriyet döneminde hiç alışık olmadığı koalisyon yönetim biçimine doğru gidiyor. Avrupa’nın neredeyse bütün ülkelerinde yapılan, benzer siyasi söylemlere sahip partilerden oluşmayan koalisyonlar. Bunun en gelişmiş örneği Almanya. Belçika’da, Danimarka’da, İtalya’da da var. Bir tek Fransa’da, belki İspanya’da da yoktu. Ama artık koalisyonsuz mümkün değil. Orta sol, orta sağ koalisyonuna gidiliyor gibi Fransa’da. Artık buna alışacak Fransa hükümeti. Solun ya da sağın kendi başına hükümet kurması mümkün değil. Dolayısıyla bu da hayırlı bir şey aslında. Koalisyon demek uzlaşmak, bir orta yol bulmak demek. Zaten verilen oylar onu gösteriyor. Sol seçmen hiç çekinmeden sağdan gelen adaylara oy verdi. Daha az miktarda sağ seçmen sol adaya oy verdi. Bu oy veren vatandaşların bir mesajı. Pazartesi’den bu yana özellikle sol tarafta görüşmeler sürüyor. Zaten yaz aylarında hükümet kurulması mümkün değil. NATO seçimleri var. Macron oraya gidecek, ardından Olimpiyatlar başlıyor. Olimpiyatlar sırasında hükümet kurulmaz. Dolayısıyla günlük işleri çıkartacak şekilde eski hükümet devam edecektir. Olimpiyatlar’dan sonra Ağustos ya da Eylül başında yeni bir hükümet, yeni bir mimari çıkabilir Fransa’da.”

Ömer Madra da “Fransa’nın tam aksi ABD’de Trump’ın seçilmesiyle tamamen yozlaşmış ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararıyla krallık sistemine geçiliyor; bu şaka değil. Hukukun üstünde, yaptıklarında sorumlu olmayacak bir kral gelecek,” yorumunu ekledi.

Geçen hafta sonu Haziran ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında Parlamento Başkanı seçildi. Yeni Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen seçildi; eski Estonya Başbakanı Kaja Callas Dış İlişkilerden Sorumlu Komisyon Başkan Yardımcısı oldu. Sosyalist bir başkanı var artık Avrupa Parlamentosu’nun ve klasik mutat gruplar tekrar kuruldular. Avrupa Halk Partisi (EPP), Sosyalist Grup, Yeşiller ve bunlara ilaveten bir dünya irili ufaklı Avrupa karşıtı grup veya Avrupa vekili seçildi. Bunlar eskiden farklı gruplar içinde birleşirlerdi ama son seçimler sonrasında iki büyük grup temayüz ediyor. Gruplardan bir tanesi Viktor Orbán’ın kurduğu Avrupa için Vatan Severler grubu. İşin içinde Viktor Orbán, eski Çek Başbakanı Andrej Babiš, Avusturya’nın aşırı sağcı Özgürlük Partisi, Fransa’nın Ulusal Birlik Partisi var. Bu grubun başkanı, aşırı sağcı Fransız Jordan Bardella oldu. Bardella Fransa’nın Başbakanı olamadı ama Avrupa grubundaki faşist grubun başkanı oldu. İkinci bir Avrupa karşıtı faşist grup daha var. Burada da Bulgarlar, İspanyollar, Macar Mi Hazánk Mozgalom Partisi, Slovak Cumhuriyeti Hareketi, SOS Romanya, Yunanistan Zafer Partisi, Fransız aşırı sağcı Éric Zemmour, Polonya’dan Konfederasyon Heyeti var. Bunlar da ayrı bir grup kurmuşlar. Daha önce de vardılar ama birleşmiyorlar. Ukrayna üzerinden çok ciddi anlaşmazlıkları var. Kimisi Ukrayna’ya, kimisi Rusya’ya destek verelim diyen heyetler. Aralarında birbirlerine amansız düşmanlıkları olanlar da var - varlık nedenleri birbirinden nefret etmeleri. Bunların dışında kalan, hiçbir gruba girmeyen, istenmeyen partiler de var. İtalya Avrupa Parlamenter vekillerinin hangi gruba girdikleri belli değil,” diye belirten Cengiz Aktar, “Bunları unutmamak lazım. Bu grupların bir özelliği var; bunlar Avrupa Parlamentosu’nda olmalarına rağmen Avrupa düşmanı. Avrupa’nın ilerlemesi ile Avrupalı kararların alınmasıyla ilgili toplantılara katılmıyorlar bile. Aralarında anlaşamadıkları için komisyonların başkanlığını da elde edemiyorlar. Macaristan, 1 Temmuz itibariyle dönem başkanı oldu. Avrupa Birliği’nin başkanı artık Viktor Orbán. İlk yaptığı iş, geriye kalan Avrupalılarla alay eder gibi ‘barış’ temasını kullanarak Moskova’ya sonra da Pekin’e gitmek oldu. Avrupa Birliği adına dış ilişkiler diye bir şey yok aslında. Türk devletleri zirvesine de katıldı. Çok acıklı bir şey de var; Macaristan Başbakanı’nın koşa koşa gittiği memleket, 1906’da memleketini yakıp yıkan SSCB’nin halefi olan Rusya. Macarlar adına utanç verici. Dönem başkanlığı başladı ama Avrupa Birliği talimatnamelerinde bir imkan var, çok zırvalayan dönem başkanlığı olursa altı aylık dönemi üç aya indirebiliyorlar. Arkadan gelecek olan Polonya Başkanlığı 1 Ocak, 2025’de başlayacak. Onun dönem başkanlığını 1 Eylül’e çekelim diyen ülkeler var ve oy çokluğuyla alınıyor bu karar,” diyerek programının son konusuna geçti.

Cengiz Aktar, “Sudan feci durumda, giderek daha kötü oluyor. 14 milyon insan açlık sınırında, bunun 5 milyonu hemen ölüm sınırında. Darfur, soykırımla karşı karşıya,” diyerek bu haftalık gündemini tamamladı.